Sonntag, 23. Mai 2010

Rainer Maria Rilke



DIE ERSTE ELEGIE

Wer, wenn ich schriee, hörte mich denn aus der Engel
Ordnungen? und gesetzt selbst, es nähme
einer mich plötzlich ans Herz: ich verginge von seinem
stärkeren Dasein. Denn das Schöne ist nichts
als des Schrecklichen Anfang, den wir noch grade ertragen,
und wir bewundern es so, weil es gelassen verschmäht,
uns zu zerstören. Ein jeder Engel ist schrecklich.
  Und so verhalt ich mich denn und verschlucke den Lockruf
dunkelen Schluchzens. Ach, wen vermögen
wir denn zu brauchen? Engel nicht, Menschen nicht,
und die findigen Tiere merken es schon,
daß wir nicht sehr verläßlich zu Haus sind
in der gedeuteten Welt. Es bleibt uns vielleicht
irgend ein Baum an dem Abhang, daß wir ihn täglich
wiedersähen; es bleibt uns die Straße von gestern
und das verzogene Treusein einer Gewohnheit,
der es bei uns gefiel, und so blieb sie und ging nicht.
   O und die Nacht, die Nacht, wenn der Wind voller Weltraum
uns am Angesicht zehrt –, wem bliebe sie nicht, die ersehnte,
sanft enttäuschende, welche dem einzelnen Herzen
mühsam bevorsteht. Ist sie den Liebenden leichter?
Ach, sie verdecken sich nur mit einander ihr Los.
   Weißt du’s noch nicht? Wirf aus den Armen die Leere
zu den Räumen hinzu, die wir atmen; vielleicht daß die Vögel
die erweiterte Luft fühlen mit innigerm Flug.
 

BİRİNCİ AĞIT

Çığlık atsam beni kim duyardı ki melek
mertebelerinden? peki ya ansızın kalbe kabul etse 
beni içlerinden biri: yok olurdum şüphesiz
kudretli varoluşunda. Çünkü güzellik, dehşetin
ancak katlanabildiğimiz başlangıcından başka şey değil
ve bizi mahvetmeye tenezzül etmediği için sakince,
hayranız ona böyle. Müthiştir her bir melek.
  Ve tutuyorum işte kendimi böyle ve yutkunuyorum
karanlık hıçkırıkların kuş-çağrısını. Kimden
medet umabiliriz ki, ah? Ne meleklerden, ne insanlardan,
ve mahir hayvanlar da farkında zaten,
pek güvenilir değiliz evimizde,
o yorumlanmış dünyada. Belki yamaçtaki bir ağaç
kalıyor bize, her gün yeniden
görürüz diye; dünkü sokak kalıyor bize
ve şımartılmış bağlılığı, yanımızda olmaktan hoşlanan
bir alışkanlığın, öyle kalmış ve gitmemiş.
  Ve gece ah, yüzümüzü kemirirken
uzay dolu rüzgâr –, kime kalmadı o özlemi duyulan,
nazikçe hayal kırıklığına uğratan ve her bir kalbi bekleyen
zahmetli gece. Daha mı hafif sevgililere? Onlar ki ah,
birbirlerini örterek, bahtlarını kendilerinden gizler yalnızca.
  Yoksa bunu bilmez misin hâlâ? Salıver kollarından boşluğu
soluduğumuz mekânlara kat; genleşen havayı
hisseder belki kuşlar, daha içten bir uçuşla.

Rainer Maria Rilke


Photo

Freitag, 26. Februar 2010

Vizirti..



-Asik olasim geldi demek isterdim, ama zati asikim ben.
Herkesin basina yagsin bu füzeler. Ask füzeleri..

-Her taraf maviye boyansin. Maviyi kesfettim de gecenlerde. Mavi; Marine. Turkuaz filam degil. Masmavi iste. Marine. Megersem ne güzel bir renkmis.
Daha önce hic dikkat atfetmedim. Dogru mu yazdim? Daha önce hic kullanmadim.
Evimde hic mavi yok. Ömer Barisi mi maviye bürsem?
Yok, o zati her renk; rengarenk :)
Neyi mavi yapabilirim? Yarina kadar düsüncem.. (:

-Haftasonu cok yogunuz. Tatilden bir haftasonu kacamagi yaparak, calismak ve yorulmak bana heycan veriyor. Hani tatile sabirsizlikla kucak acarsin.
Sonra tatil baslar ve sen bir boslukda kalirsin.
Ne yaparsan yap, dolmaz.. neye benzetelim bunu? Dinmeyen istah nasil olur?
Tamam sustum.. Sikayet yok :)

-Bugün anneannelere gittik Ömer Barisla. Cok tatli bir gündü. Dün gec vakitte dedemi arayinca, sesini özledigimi farkettim. Eheheh, sesini, emm, yani seni özlemisim ben dedecuuum dedim, oda "vhay beeh, bizi özleyen de mi vardi, ilk defa rastladim" dedi. Hatta demis misafirlerine filam. Sevindirik olmus.
Uyh, cok tatli bu yaslilar. Bugün bizi güldürdü filam. Üzüldü biz giderkene, trene binerkene arkama bakdim, gözleri süzülmüs gibiydi :)
Seviyorum bu aile vizirtilarini. Aile iste. Ömerikin ailesi benim ailem. Yani ikinci el ailem. Kullanilmis, sonra bana hediye edilmis. Bu yüzden koruyup kollamak gerek. Hele ki yaslilari. Ne narin onlar. Ben bile narinligimle halt etmisim yanlarinda.


-Kusura bakmayin iste. Deyindim yukarda bu sendroma. Tatildeki bos zamani doldurmaca. Seminer icin hazirliklar tamam. Valizleri hazirlayip, uyuyacagim. Uykum gelirse. Gelmezsede kendisi bilir. Hic cekemem. Alirim mp3 calarimi, dans ederim geceyle.. Püeeh...(:



Photo

Dienstag, 2. Februar 2010

tarcin, ne cok seviyorum seni.. kek'ime. kahveme, salep'ime.. herseyime yakisiyorsun :)



Dün cok sikildim ben.. Ders calisirkene daha da cok.
Ders calismiyorum diyerek söylenmesin diye, Barisin yanina oturdum..

Etrafa bakindim, hayaller kurdum, duvarlarimizi inceledim.. Sarkilar mirildandim..

Derkene; Baris basladi:

"Prenses, biz hangi meslegi icra ediyoruz?"
"Hic, issiziz.."
"Hayir! Biz ögrenciyiz. Meslegimiz budur.
Yani nasil ki her meslek icin bir caba, bir calisma,
bir terleme varsa, ögrencinin de bu zahmeti olmasi gerek.
Yoksa basarili olamayiz.."

Simdi Baris bunlari derkene, ben kahvemin yaninda duran tarcinla oynamaya basladim.
Oynadim, oynadim derkene, defterime döküldü..
Bembeyaz kagida nede yakisti o renk..
Baris hala konusuyor.. Ben tarcini izliyorum.. Kalemimi aldim, tarcinin ortasina cizgi cekdim.
Ahaha, neye benzedi.. ilk defa bunu yapmistim :)
Komiklik olsun diye, burnumu yaklastirdim, ve cekermis gibi yaptim..

Bakdim ki, Baris cokdan susmus ve beni izliyor ..

Gözlerinde o inanilmaz bakis..
Yani su bakis
"Sana inanamiyorum!! Ben hayati kurtariyorum, senin ugrastigin seye bak!!"

Dub di dup di dup di dup -.-

Gecenin geri kalan kismi sanki böyle bir tuhafdi :P
Gönlünü alamadim..
Ama sakaydi..
Güldüm ben..
Ama sadece benim güldügüm sey, saka olmuyormus ..
Öyle dedi..

Bende hak verdim.. Bana küs olmasin diye :)

Photo

Montag, 11. Januar 2010

yarın beni arasın en etkili dua..




live feedjit kullandigimi görüyorsunuz zati sag alt kösede.

ilk blogumu actigimda ilgimi cekmisdi, bende ekleyiverdim bu widgeti.
aslinda görüntüsü beni cok rahatsiz ediyor,
ama cok ugrasmadan kim nerden gelmis görüyorum arada bir merak ettikce(:

simdi dün gece de uyuyamayinca,
kendimi oyaladim. önce google'de beni nasil aratmislar diye bakindim ..

güldürük oldum bi hayli.

birisi söyle aratmis:

yarın beni arasın en etkili dua

:D

töbe töbee.. öyle bir dua mi varmis yahu..?
bilseydim bende yapardim 7 sene önce,


"allaam, ömer baris bana hemen yarin okul tenefüsünde asik olsun. yedi sene ben aceb kimle evlencem sorusuyla bogusmadan, bileyim onun o oldugunu (: haydi rabbim, sana güveniyorum"

Photo

Mittwoch, 6. Januar 2010

Annem olurmusun, baba ?!


Rollerdeki karmasa bayagi bir kasiyor beni.
Hatta öyle ki, buna alismak bile zor olmadi :)
Bu evde anne anne degil. Ben gelinim. Lütfen az hassas olun.
Herkes kendi rolüne girsin.
Zati bir aileye alismak bunca zorkene, bu yapilir mi insana :)

Yani bu iste, beni endiselendiren.
Herseyi normalmis gibi kabullendim.
Bir kac misal vermek isterimde, kinarsiniz diye korkuyorum :P
Sizi düsündügümden. Hani basiniza aynisi gelmesin diye..:)

Evet, bu gece son gecemiz, Bonna gidiyoruz yarin.
Oh beee :)
Cok özledim güzelim sehri. Bu sehirde az daha kalsin ben bile ruhsuzlasacakdim..

Simdi Dr. House izledik Ömerle. Ama gece cikan tekrarini.
Tüm gün tv izlemeye vakit olmuyor.
Hatta olsada izlemiyoruz. Daha cok karsilikli birbirimizi idare ediyoruz.
Tv izlemek sikici. Evimizde de yok.
Ama sunuda söylemeden gecemiyecegim, kaynanamlar alt katta, ve onlarin var.
Yani her inisimde, bu merete talip oluyorum. Istemeyerek. Sey gibi bu, taciz gibi.
Gözümü kapatsam, sesi geliyor..

Simdi bende dedim ki, bloguma yazi yazcam, Ömerde: Bende suralari toplayiverem dedi :)

Bir kac saat öncesi karnim az agridi.. Kayinbabami aradim :D
Bizim evde babalar corba yapar, ihlamur kaynatir :)
Korktugumuzda, agladigimizda, temizlik yapilmadiginda, mutfak daginik oldugunda, acikdigimizda, sorumuz/sorunumuz oldugunda
"babaaa!!" deriz biz.

Yani kayinbabam icin gecerli bu. Kendi babam pasa.
Dokunulmazligi var.
Cok sakacidir, ama öyle her derde deva, ben herseyi yaparim, siz oturun havalari yoktur onda.
Herkes onun etrafinda döner.
Müthis bir agrligi var, tüm gezegenler sanki onun etrafinda :)

Ömerin de özentisi yok degil hani babama.
Ama o benim babam. Herkes kendi babasina ceksin lütfen :P

Bugün laf arasinda, yesil cayimi yudumlarkene,
"Yarin anneannemler geliyor, cok sevindirikim, cok özledim onlari" dedim.
En son dügün günümde gördüm onlari.. Yani nerdeyse bir sene olcak.
Ömerik ne dese yeridir?
"Bende cok özledim.."

:O

Ayip ama.. Özlemesin ama. Onlar benim büyükbabamla anneannem. Ayda yilda bir geliyorlar Türkiyeden. Insan öyle lop diye dalmaz ki bu konuya.. "Anliyorum sekerim" filan der :)

Iste böyle.
Sol ayagimin bas parmagini yaktim. Kaynar su döktüm. Ne yaptiysam yanmasi gecmedi.
Hastaneye götürsün beni simdi Ömer :P
Yoksa uyuyamam. Ama uyumam gereks hemen. Sabah erken kalkcam..
Uyku önemli. Disiplin daha da önemli..

Photo