Montag, 11. Januar 2010
yarın beni arasın en etkili dua..
live feedjit kullandigimi görüyorsunuz zati sag alt kösede.
ilk blogumu actigimda ilgimi cekmisdi, bende ekleyiverdim bu widgeti.
aslinda görüntüsü beni cok rahatsiz ediyor,
ama cok ugrasmadan kim nerden gelmis görüyorum arada bir merak ettikce(:
simdi dün gece de uyuyamayinca,
kendimi oyaladim. önce google'de beni nasil aratmislar diye bakindim ..
güldürük oldum bi hayli.
birisi söyle aratmis:
yarın beni arasın en etkili dua
:D
töbe töbee.. öyle bir dua mi varmis yahu..?
bilseydim bende yapardim 7 sene önce,
"allaam, ömer baris bana hemen yarin okul tenefüsünde asik olsun. yedi sene ben aceb kimle evlencem sorusuyla bogusmadan, bileyim onun o oldugunu (: haydi rabbim, sana güveniyorum"
Photo
Mittwoch, 6. Januar 2010
Annem olurmusun, baba ?!
Rollerdeki karmasa bayagi bir kasiyor beni.
Hatta öyle ki, buna alismak bile zor olmadi :)
Bu evde anne anne degil. Ben gelinim. Lütfen az hassas olun.
Herkes kendi rolüne girsin.
Zati bir aileye alismak bunca zorkene, bu yapilir mi insana :)
Yani bu iste, beni endiselendiren.
Herseyi normalmis gibi kabullendim.
Bir kac misal vermek isterimde, kinarsiniz diye korkuyorum :P
Sizi düsündügümden. Hani basiniza aynisi gelmesin diye..:)
Evet, bu gece son gecemiz, Bonna gidiyoruz yarin.
Oh beee :)
Cok özledim güzelim sehri. Bu sehirde az daha kalsin ben bile ruhsuzlasacakdim..
Simdi Dr. House izledik Ömerle. Ama gece cikan tekrarini.
Tüm gün tv izlemeye vakit olmuyor.
Hatta olsada izlemiyoruz. Daha cok karsilikli birbirimizi idare ediyoruz.
Tv izlemek sikici. Evimizde de yok.
Ama sunuda söylemeden gecemiyecegim, kaynanamlar alt katta, ve onlarin var.
Yani her inisimde, bu merete talip oluyorum. Istemeyerek. Sey gibi bu, taciz gibi.
Gözümü kapatsam, sesi geliyor..
Simdi bende dedim ki, bloguma yazi yazcam, Ömerde: Bende suralari toplayiverem dedi :)
Bir kac saat öncesi karnim az agridi.. Kayinbabami aradim :D
Bizim evde babalar corba yapar, ihlamur kaynatir :)
Korktugumuzda, agladigimizda, temizlik yapilmadiginda, mutfak daginik oldugunda, acikdigimizda, sorumuz/sorunumuz oldugunda
"babaaa!!" deriz biz.
Yani kayinbabam icin gecerli bu. Kendi babam pasa.
Dokunulmazligi var.
Cok sakacidir, ama öyle her derde deva, ben herseyi yaparim, siz oturun havalari yoktur onda.
Herkes onun etrafinda döner.
Müthis bir agrligi var, tüm gezegenler sanki onun etrafinda :)
Ömerin de özentisi yok degil hani babama.
Ama o benim babam. Herkes kendi babasina ceksin lütfen :P
Bugün laf arasinda, yesil cayimi yudumlarkene,
"Yarin anneannemler geliyor, cok sevindirikim, cok özledim onlari" dedim.
En son dügün günümde gördüm onlari.. Yani nerdeyse bir sene olcak.
Ömerik ne dese yeridir?
"Bende cok özledim.."
:O
Ayip ama.. Özlemesin ama. Onlar benim büyükbabamla anneannem. Ayda yilda bir geliyorlar Türkiyeden. Insan öyle lop diye dalmaz ki bu konuya.. "Anliyorum sekerim" filan der :)
Iste böyle.
Sol ayagimin bas parmagini yaktim. Kaynar su döktüm. Ne yaptiysam yanmasi gecmedi.
Hastaneye götürsün beni simdi Ömer :P
Yoksa uyuyamam. Ama uyumam gereks hemen. Sabah erken kalkcam..
Uyku önemli. Disiplin daha da önemli..
Photo
Mittwoch, 30. Dezember 2009
Donnerstag, 24. Dezember 2009
Rainer Maria Rilke
Ruhumu nasıl tutsam da, seninkine
değmese? Nasıl aşırsam üstünden
öbür şeylere ben onu?
Ah, karanlıkta yiten bir nesne
içre barındırmak isterdim onu ben
öyle bir yerde: bilinmedik, sessiz,
derinlerin titrerken titremeyen.
Bir var ki her değen bize, sana, bana, bak
birlikte alır bizi bir yay gibi ancak;
iki telden bir ses çıkartır bize değen şey.
Biz hangi çalgıya gerilmişiz?
Hangi çalgının elindeyiz biz?
Tatlı şarkı ey...
Rainer Maria Rilke
Donnerstag, 17. Dezember 2009
Bir hastalık bulaşıyor anlamlarımıza..
Bugün ilk kar taneleri ucustu etrafimda (:
Ve bu sehirde her ilk cok tatli..
Günesin aydinligi göz aliyor..
Karin beyazligi buna eslik ediyor..
Mittwoch, 16. Dezember 2009
August Strindberg, Düş Oyunu
Bir gün bir çocuğa sormuştum, deniz neden tuzludur diye.
Babası uzun bir sefere çıkmıştı.
Çocuk hemencecik karşılık verdi:
Deniz tuzludur, çünkü denizciler durmadan ağlarlar!
Neden denizciler böyle çok ağlar ki?
Çünkü, dedi, yolculukları bitmez.
Onun için de mendillerini hep direklere asıp kuruturlar!
Gene sordum: Ya niçin insanlar üzgün olunca ağlar?
Çünkü, dedi,
daha duru görebilelim diye, gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek!
August Strindberg, Düş Oyunu
Dienstag, 15. Dezember 2009
Zaid, neden öldürüyorsun?
Bugün bizim Susanne hastaydi.
Bize seminer veriyor.
Yani prof'un verdigi dersi, tekrardan anlatiyor.
Sakiz gibi, sürekli ayni seyleri mirildaniyor.
Soru soruldugu zaman durakliyor.
7 saniye düsünüyor, ve sonra "Bilmiyorum.." diyor.
Ilginc biri..
Ama gülüsü güzel. Samimiyetten nasibini almis insanlardan.
Bu yüzden seviyorum onu.
Ömer gecenlerde güldürmüstü beni.
"Bunlarin hepsinde Burhan tipi var yaa. Sunlara bak, iyi takip et!" :)
Eh, hakli sanirim.
Ama bugün inanin cok güzel bir 90 dak yasadim.
Susanne hastalanmis. Gecmis olsun. Hayirli olsun.
Baskasina vekalet vermis.
Mona'ya. Tarz insanlar güzel.
Normal olmamak gerek.
Bunu anladim bir kez daha..
Ders nasil verilirmis, onda gördük.
Tam bir ögretmen edasiyla, bize 90 dakikayi uyutmadan gecirdi.
Dersin sonunda, hangi kitablari okudugumuzu sordu.
Yani soru, "2009 kitabi olarak adlandirdiginiz kitab hangisi?"
Masterinde lazim olcakmis. Kücük bir arastirma dedi.
Iki kisi haric, herkes kitab ismi verdi.
Ben, "Zaid, neden öldürüyorsun"? adli kitabin ismini verdim.
"Hmm, cok tartisilan bir kitab, biliyorsun demi?" dedi.
Bende:
Zati youtubeda bir videosunu izleyip, okuma karari almistim.
Cok büyüleyici cümleler sarf etmisti Jürgen Todenhöfer.
Bu yüzden okumak istedim.
Cok tartisilan seyler genelde cok iyi oluyor. Dogru oluyor.
Dogurlar anlatiliyor. Ve buda tartismalara yol aciyor.
Basarili bir kitab.
Her 3 satirda bir agladigim, her 5 satirda bir kendimden utandim.
Dünyada insanlar ne dertlerle ugrasiyor.
Biz neyle?!
"Benim en büyük derdim bugün neydi?!" diye, yüzümü kizartan bir kitab.
Degerlerimizi kayb etmeyelim.
Bu önemli.
Bunun hesabini verecegiz.
Ahirete inanmiyorsak bile, bu dünyada bizi bu basi bos haller yakalar, ve yakar.
Dün "her tercüme bir ihanettir" diye bir cümle okudum..
Bu tercüme de benim ihanetim olsun (:
Photo
Abonnieren
Posts (Atom)






