Freitag, 16. Oktober 2009

Sayın Bay Kedi



Pablo Neruda, bir şiirinde pek güzel anlatır kedinin kişilikli hayvan oluşunu:

"İnsanoğlu ya balık olmak ister ya da kuş /
Yılan 'ah keşke kanatlarım olsaydı' der. /
Köpekse aslında yolunu şaşırmış bir arslandır /
Mühendisin en büyük düşü şair olmaksa /
Sinek, sabah akşam bülbül olmayı dener /
Ama kedi /
Varsa yoksa kedidir /
Bıyıktan kuyruğa /
Hissiyattan fare yakalamaya kadar."

Bu sıralar, fazlaca bağırıp çağırdıklarına bakmayın kedilerin.
Zariflikleri, temizlikleri, zekaları hepinizin malumudur.
Bir kötülük gelmez onlardan, isyanları bittiğinde,
sessiz sedasız köşelerine çekilirler yine.
Zarif ve yumuşacık tüylerini okşamanız için dizinizin dibine kurulurlar.
Sokak kedileri?
Onlar da rızık kavgasına düşerler;
başına buyruk, ama zararsız yaşantılarına devam ederler.
Bugünlerde, apartman girişinde yahut çöp bidonunun yanında
onlardan birine rastlarsanız takılın hafiften, hatrını sorun.
"Nasılsın sayın bay kedi?" filan deyin.
Anlayacaktır sizi.


Ali Colak 

"Günün Ötesi" kitabindan alinti

Donnerstag, 17. September 2009

Gözyaşi Vesairesi




Yumuşak başlı mektuplarda varıyorum sana…
Özeniveriyor uzun bir cümle yokluğuna.
Devriliveriyor anlamı mecazlarıma.
İmlama sığmıyor seni noktandan ayırmak,
Üçe beşe vuruyorum gerisinde kaldığım şiirleri…

Sözünü tutamamış bir iklimden sesleniyorum sana.
Temmuzunda kar yağar böylesinin,
Ki görmezsin parmak uçlarında biriken üşüyüşü…
Bir bakarsın paltosu sırtında,
İhtilaldan dönüyordur kafiyelerim…
Henüz sırtını garantisine veremediğim bir yağmur başlıyor,
Ses düzeni bozuluyor hıçkırıkların,
Bir kadın susuyor itinasını cebine alarak.
Saklıyor bütün hıncını,
Bir lanet yaş dök dizlerime, diyor erkek…
Kadın lanetleri taşlarcasına bakışlarını atıyor…
Erkek laneti bozuyor,
Lanetli yerleri gözyaşı adam ediyor…

Bir hediye geliyor gökten,
Gelen yağmurun ta kendisi…
Adam bereket koyuyor adını,
Kadın bahane,
Ki bahanelerin en yakıcısı ağlamak içindir…
Kadın ağlamayı unuttuğundan mı bilinmez,
Sıkıyor bahanelerin kafasına,
Çekip gitmişliğini onaylıyor…
Gözyaşı Vesairesi, yüklü bir özne kanıyor…
Mevsimler arada kalmış çocukları oynuyor…
Yaşlanıyor sözü verilmiş tüm baharlar,
Doğuştan yağmurlu bir iklimi gösteriyor coğrafyalar…

Asude Zeynep Toprak

Dienstag, 15. September 2009

Montag, 22. Juni 2009

Ağlat Beni!




Bir de kendimi isterim tüm bahaneler adına,
Bütün yıkılmalara tekme atmış bir boşluk gibi bahanelerim…
Eskimek kelimesini yitirmiş bir yürek lazım şimdi ortaya…
En çok beni al git, ağlatma beni…

Şarkıyı bekliyorum,
Susmak ve doğrulmak için,
Doğrulmak kelimesi gözlerime yansıyor,
Gözlerim yakamoz oluyor,
Kimse bilmiyor…
Bilseler yanmam ya, yakıyorlar…

Gündüzü bekliyorum tüm masallar adına,
En çok seni yazarken…
En sancılı anlar sana kavrulurken…
Masallar besliyorum baş harfine…
Baş harfin anlat anlat tükenmiyor,
Tükenmese iyi, yerleşik hayata geçiyor damarlarımda…

Dilim en çok kalbimi zorluyor…

Düet yapıyor kalbimle aklım…
Aklım dünya oluyor, kalbim mekânsız…
Sağı yok kalbimin, sola kaymışlığı bu yüzden!

Bekliyorum, ağlatma beni…
Yaz diyor gece, çatısını kaybetmiş tüm fiiller adına,
Yaz diyor… Bana ne…

Asude Zeynep Toprak

Freitag, 22. Mai 2009

firstly my cats (:




cum'a yi 5 gece..
mumlarin sönmesine az kala..

icimdeki huzura ve bu güne selam olsun (: